KARBON AYAK İZİNİZİ AZALTIN

Son dönemde tüm dünyada gittikçe yaygınlaşan “karbon ayak izi” tartışması, yakın dönemde ülkemizde de çoğu çevreci aktivistler olmak üzere belirli grupların gündemine girmiş durumda. Peki, nedir karbon ayak izi?

Karbon Ayak İzi Nedir?

Karbon ayak izi, en genel tanımıyla her bir bireyin insanal faaliyetleri sonucu doğada meydana getirdiği karbondioksit miktarıdır. Ton ve metreküp ile ifade edilen karbon ayak izi miktarı kişisel tercihlerden bağımsız olarak attığımız her adımda kullandığımız enerji türü ve miktarına göre farklı oranlarla varlık gösteriyor. Hemen her adımımızı takiben oluşturduğumuz karbondioksitler yani karbon ayak izimiz, doğrudan yaşadığımız dünyaya, doğal hayata ve çevremize geri dönülmez ve ekstra bir çaba sarf etmeden telafi edilemez zararlar veriyor.

Felaketin eşiğinde

Oluşturduğumuz karbon ayak izlerinin doğal yaşamda bulduğu somut karşılığı, küresel ısınma, iklim değişikliği ve bunlara bağlı olarak doğal yaşamın yok olması olarak tanımlayabiliriz. Fosil yakıtların kullanımında meydana gelen artış, temel oksijen kaynağı olan ormanların gün geçtikçe azalması, hızlı nüfus artışı ve nüfus artışına paralel olarak tüketim hıznın hat safhaya gelmesi ve daha birçok unsur karbon ayak izimizin artmasına neden olan en belirgin aktiviteler arasında. Her geçen gün düzenli olarak artış gösteren karbon ayak izi miktarını bireysel ve kurumsal olarak sınıflandıracak olursak, doğaya salınan karbondioksit miktarında belirleyici aktörün kurumlar olduğunu açıkça söyleyebiliriz.

Bireysel Aktiviteler

Yukarıda bahsedilen bütün nedenlere karşı mücadele eden bir çevreci aktivistin dahi, istem dışı olarak belirli bir karbon ayak izi miktarı oluşturması da işin karşı konulamaz tarafı. Örneğin, evimizden çıkıp, market alışverişimizi yaptığımız kısa bir zaman dilimi düşünelim; bu zaman dilimi içersinde giydiğimiz ayakkabının ham maddesi olan plastiğin dahi her adımda sürtünme sonucu bir karbon ayak izi ürettiğini söyleyebiliriz. Market alışverişinde kullandığımız poşetler, üzerimizde bulunan parfüm ve deodorantlar ve farkında dahi olamadığımız daha birçok ayrıntı, bu kısacık zaman diliminde atmosfere bıraktığımız karbon ayak izi miktarımızı belirliyor.

Kurumsal Aktiviteler

Yapılan işin niteliğine göre değişkenlik göstermekle birlikte, en çok karbon ayak izinin kurumlar tarafından üretildiğini söylemek mümkün. Özellikle enerji ve akaryakıt temelli çalışan kurumların neden olduğu karbondioksit oluşumu çok ciddi boyutlara ulaşabiliyor. Kimi kurumların bir günlük rutini, binlerce insanın yıllarca ürettiği karbondioksit düzeyinde karbon ayak izi miktarına eşit olabiliyor.

KÜRESEL ISINMA VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

Güneşin doğrudan etkisi ve dünyanın hareketleri gibi doğal nedenlerden bağımsız olarak, küresel ısınma ve buna bağlı olarak meydana gelen iklim değişikliğinin temel nedeninin insan faaliyetleri olduğunu net bir biçimde söylemek mümkün. Özellikle son yıllarda teknolojinin de hızla gelişmesiyle birlikte kullanılan yakıt ve enerji miktarındaki artışa bağlı olarak sürekli artan karbon dioksit ve sera gazı oranı, evreni ciddi biçimde tehdit ediyor. Peki, insanoğlu bunu nasıl yapıyor ve oluşan bu zehirli gazla atmosfere nasıl zarar veriyor?

Aslında sorunun cevabı oldukça basit; dünyanın yüzeyinde bulunan bazı tabakalar, güneşten gelen kimi zararlı ışınları süzerek yeryüzüne sadece ısınma ve aydınlanma için gerekli olanı gönderiyor. İnsan faaliyetleri oluşan karbondioksit ve sera gazları ise atmosferde yükselerek dünyanın üzerindeki bu koruyucu katmanların deforme olmasına neden oluyor. Deforme olan tabakadan dünyaya süzülen zararlı ışınlar ise çeşitli alanlarda dünyaya ciddi zararlar veriyor. Peki, nedir bu zararlar?

Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin sonuçları

Küresel ısınma ve buna bağlı olarak gelişen iklim değişikliği dünyamıza ne gibi zararlar veriyor gelin hep birlikte bakalım;

  • Öncelikle küresel ısınma bu düzeyde devam ederse, eriyen buzullar sonucu dünyadaki su seviyesinin ortalama 20 cm kadar yükseleceği düşünülüyor. Bu durum, deniz seviyesine yakın ada ülkelerinin birçoğunun sular altında kalacağı anlamına geliyor.
  • Doğal yaşam alanı kutup bölgelerindeki buzullar olan birçok canlı türünün nesli tükenecek.
  • Dünyanın önemli bir kısmında verimli araziler sular altında kalacak ve dünya ciddi bir açlık sorunuyla karşı karşıya kalacak.
  • Yaşanan iklim değişikliği coğrafi yapıyı da etkileyeceği için tüm dünyada deprem, sel ve daha birçok doğal felaket önlemez düzeye ulaşarak milyonlarca insanın yaşamını yitirmesine neden olacak.

KARBON AYAK İZİNİ OLUŞTURAN FALİYETLER


Bir bireyin yaşamsal aktiviteleri sonucu oluşan karbon ayak izi miktarını kişinin ürettiği ya da var olmasına etki ettiği alanlara göre sınıflandırmak ve oranlara dökmek mümkün. Ortalama bir bireyin hangi alanlardaki faaliyetlerinin karbon ayak izi miktarı üretiminde ne derece rol oynadığı sonucunu aşağıdaki oranlarla görmek mümkün;
  • %15

    Doğalgaz, petrol, kömür diğer yakıtlar
  • %14

    Eğlence, gezme
    ve tatil
  • %12

    Elektrik
    tüketimi
  • %12

    Kamusal alandaki
    faaliyetler
  • %10

    Bireysel araç
    kullanımı
  • %9

    Temel ev
    eşyaları
  • %7

    Araç imalatındaki
    pay
  • %6

    Tatil
    ulaşımı
  • %5

    Yiyecek ve içecek
    tüketimi
  • %4

    Giyecek
    tüketimi
  • %3

    Toplu taşıma
    kullanımı
  • %3

    Finansal
    hareketler

KARBON AYAK İZİMİZİ ARTTIRAN VE AZALTAN AKTİVİTELER

Gıda Tercihleri

Tercih ettiğimiz gıdalar, gıdaların içeriği, tüketime sunulma yöntemi ve daha birçok gıda tercihi aşaması, karbon ayak izi miktarını doğrudan belirliyor. Örneğin hayvansal gıdaların yoğun olarak tüketilmesi, karbon ayak izi miktarının ciddi düzeyde artmasına neden oluyor. Bir vejeteryanın hayvansal gıdaları normal oranlarda tüketen birine oranla karbon ayak izi miktarı oldukça düşük. Bu nokta da hayvansal gıda tüketiminde aşırıya kaçmamak ya da denir ürünlerini tercih etmek alınabilecek en doğru önlemlerden.

Gıdaların içeriği kadar tüketiciye sunulma biçimleri de karbon ayak izi miktarını oldukça önemli düzeyde belirliyor. Çok küçük küp şeker tanelerinin dahi paketlenerek tüketiciye sunulduğu ve bu paketlerin geri dönüşümlü olmaması düşünüldüğünde aslında farkında olmadan ne denli fazla karbon ayak izine sahip olduğumuz kolayca anlaşılabilir. Aşırı özenle ve bolca malzeme kullanılarak paketlenen ürünler yerine daha az paketleme gerektiren ürünler kullanmak bu açıdan oldukça faydalı. Ortalama bir şehirde her gün milyonlarca market poşetinin tüketildiğini ve bu tüketimin doğaya en belirgin zararı verdiğini biliyor muydunuz? Aslında abu konunun çözümü de oldukça basit; geri dönüşümlü market torbaları.

Gıda tüketimi konusunda dikkat edilmesi gereken başka bir ayrıntı ise, ithal gıda tüketiminden kaçınmak. Yetiştiği coğrafyadan soframıza gelene kadar çok ciddi oranlarda yakıt ve ulaşım tüketimine neden olan ithal gıdalar yerine yerli gıdalar tüketmek oldukça önemli. Yine aynı şekilde sebze ve meyveleri ait oldukları mevsim içinde tüketmek, mevsim dışında ise tüketmekten kaçınmak, mevsim dışı sebze meyve üretebilmek için yoğun olarak kullanılan kimyasal maddeleri ve ekstra enerji tüketimini azaltmak için önemlidir.

Diğer Tüketimler

Karbon ayak izi miktarımızı belirleyen tek tüketim türü, gıda tüketimi değil. Gıdaların yanı sıra giyim, mobilya, elektronik ve birçok diğer tüketim ürünleri karbon ayak izi miktarını doğrudan etkiliyor. Örneğin, kimyasal boyalarla işlenmiş kıyafetler yerine doğal kumaşlar tercih etmek alınabilecek önlemler arasında. Yeni yeni yaygınlık kazanmaya başlayan ikinci el kıyafet tercihi de yine kıyafet tüketiminde pozitif bir tercih olarak karşımıza çıkıyor. Kimyasal içeriklerden arındırılmış ve 2. El mobilyalar da korbon ayak izi miktarımızın azalmasını sağlıyor. Bu nokta da karbon ayak izi miktarı açısından en önemli tüketim ürünü topluluğunu elektronik eşyalar oluşturuyor. Yeni tüketim trendleri doğrultusunda henüz işlevselliğini dahi kaybetmemiş akıllı telefonları ya da başka elektronik ürünlerin sürekli yenileri ile değiştirilmeleri, dünyayı gün geçtikçe elektronik çöplüğüne çeviriyor. Bu elektronik ürünlerin içerdiği kimi kimyasal maddelerin, doğaya yaydıkları enerjinin ve yapımında kullanılan zehirli plastiklerin karbon ayak izi miktarını müthiş düzeyde arttırdığı bilinmektedir.

Ulaşım

Günlük hayatta kullandığımız ulaşım türü karbon ayak izi miktarı açısından hayati öneme sahip. Ulaşım için kullandığımız araç türü ve bu araçların kullandığı yakıtlar karbon ayak izi miktarını ciddi ölçüde belirliyor. Örneğin, tüm ulaşımını kişisel otomobili ile sağlayan birinin, toplu taşıma kullanan başka bir birey ile olan karbon ayak izi miktarı arasında çok ok yüksek farklar oluşuyor. Toplu ulaşım kullanımında da yine gidilen mesafe ve kullanılan araç tipi, oldukça önemli ir belirleyen. Gerek mesafe gerekse yakıt türü açısından kişisel karbon ayak izi miktarını en çok arttıran aracın uçaklar olduğunu söyleyebiliriz.

KARBON AYAK İZİ MİKTARIMI NASIL AZALTIRIM?


Teknolojinin hızla geliştiği, tüketim eğiliminin günden güne arttığı ve bunlar gibi onlarca nedene bağlı olarak artan karbon ayak izi miktarını temel yaşamsal faaliyetlerimizden vazgeçemeyeceğimiz için doğrudan sıfıra indirmemiz mümkün değil. Fakat kimi yaşam alanlarımızı yeniden düzenleyerek ve rutin günlük faaliyetlerimizde kimi önlemler alarak karbon ayak izi miktarımızı en aza indirmeyi başarabiliriz. Karbon ayak izi miktarımızı en aza indirebilmemiz için alınabilecek kimi önlemleri şu şekilde sıralamak mümkün;
  • Gereksiz elektrik sarfiyatı karbon ayak izi miktarını doğrudan artıran bir unsurdur. Kulanım halinde olmayan ve elektrik tüketen her şeyin kapalı tutulması karbon ayak izi miktarınızı en aza indirecektir.
  • Isınma ve duşta minimum sıcaklıkta su kullanımı gereksiz elektrik ve enerji kullanımını önleyecektir.
  • Şehir içindeki kimi ulaşımlarınızı mümkün olduğunca yay olarak gerçekleştirmeniz karbon ayak izi miktarınızı azaltmanız için ciddi oranda etkili olacaktır.
  • Su vb. doğal kaynakları yeterli düzeyde kullanmak, ucuz olduğunu düşünerek gereğinden fazla kullanma alışkanlığından vazgeçmek oldukça önemlidir.
  • Sık sık alışveriş yapmak yerine uzun aralıklarla ve tek seferde alışveriş yapmayı deneyin. Unutmayın küçük bir ayrıntı olmasına rağmen alışveriş sonrası alınan market poşetleri ve gıda ambalajları geri dönüşümlü olmadığı ciddi düzeyde karbon ayak izi üretimine yol açar.
  • Evinizi ısınma gibi konularda ekstra enerji gerektiren dezavantajlardan kurtarın. Evinizde iyi bir yalıtım sistemine sahip olmak, hem cebinize hem de doğaya karşı oldukça faydalıdır.
  • Enerji tasarrufu özelliği taşıyan ev gereçleri kullanmak başlangıçta biraz maliyetli olsa da sonradan sizi hem karlı hem de doğa dostu yapar. Tasarruflu ampuller ve A sınıfı enerji tüketen beyaz eşyalar bu gereçler içinde en iyi örneklerdir.

Yukarıda sıralanan bütün öneriler birer önlem olma özelliği taşımaktadır. Bunlar dışında doğrudan kişisel tercihlerin karbon ayak izi miktarını belirlediğini unutmamak gerekiyor. “Birincil Karbon Ayak İzi” olarak tanımlanan faaliyetler bütününden kaçınmak doğrudan karbon ayak izi miktarını azaltmanın bir yöntemidir. Bu tercihleri şöyle örneklendirmek mümkündür;

  • Hem alışverişte hem de ev gereçlerinde geri dönüşümlü materyaller kullanmak oldukça önemlidir.
  • Et ürünleri yerine daha çok sebze ürünleri tüketmek, tüketilen sebzeleri tercih ederken de organik olmayanlardan uzak durmak sizi gerçek bir doğa dostu yapar.
  • Tükettiğiniz ürünün niteliği kadar zamanı da önemlidir. Bir sebze ya da meyveyi mevsimi dışında tüketiyorsanız, onun üretilmesi için doğal olmayan ve gereğinden çok fazla enerji kullanıldığından emin olabilirsiniz. Aynı şekilde mevsimi dışında tüketilen ürünlerin ithal ürünler olması ve ithal edilirken ulaşım ve yakıt açısından ciddi oranda karbondioksit miktarına neden olmuş olma ihtimalini gözetmek önemlidir.

KARBON AYAK İZİMİ NASIL TELAFİ EDEBİLİRİM?


Gerek temel yaşamsal faaliyetlerimiz gerekse öznel tercihlerimiz sonucu ürettiğimiz karbon ayak izimizi minimum düzeye indirmenin yöntemleri olduğu gibi aynı şekilde oluşturduğumuz karbon ayak izini telafi etme şansımız da var. Bu telafi işlemin yöntemi ise oldukça basit; doğaya ondan aldıklarımızı geri vermek. Nasıl mı?

Oksijen salınımına katkı sağlayacak her canlı türünü doğaya kazandırmak aynı zamanda mevcut karbon ayak izi miktarımızın telafisi anlamına geliyor. Yani ektiğimiz her çiçek, diktiğimiz her ağaç karbon ayak izimizi telafi etmemiz açısından oldukça önemli. Hatta bu yolun tek seçenek olduğunu dahi söylemek mümkün. Sadece ağaç dikerek doğaya vereceğimiz hediyenin kimi sonuçlarını şu şeklide sıralayabiliriz;

  • Dikilen ağaçlar sera gazı etkisi ile mücadele eder. Ağaçlar sadece doğrudan oksijen üretmekle kalmayıp, havadaki mevcut karbondioksiti içine çekip, karbonu emdikten sonra kalan oksijeni tekrar doğaya bırakır. Böylece hem yeryüzündeki karbondioksit miktarını azaltır hem de bu karbondioksiti oksijene çevirerek pozitif katkı sağlar.
  • Ağaçlar, sağladığı serinlik ile klima üzerinden yapılan gereksiz enerji harcamasını önler.
  • Ağaçlar, gölgeleri sayesinde etki ettiği alan içinde buharlaşma miktarını en aza indirerek doğanın su tasarrufu yapmasını sağlar.
  • Gıda veren ağaçlar, özellikle mevsimlerinde doğal gıdalar vererek sizi alışveriş sonucu üretilen karbon ayak izi miktarından korur.
  • Kökleri toprağın metrelerce altına uzanan ağaçlar, bu özellikleriyle toprağı bir arada tutarak erozyon gibi doğa felaketlerinin önüne geçer.

Nerede telafi ettiğinizin bir önemi yok

Ürettiğimiz karbon ayak izimizi telafi etmenin yollarını kolaylaştıran en önemli unsur da, telafi işlemin nerede gerçekleştirildiğinin herhangi bir öneminin bulunmaması. Yani kent yaşamının bir parçası olmanızdan kaynaklı çevrenizde ağaç dikecek çok fazla alan bulamıyorsanız, bu yaşam alanınızdan dilediğiniz kadar uzağa da yapabilirsiniz.

Dünyayı büyük bir ev olarak düşündüğümüzde, oksijenin ya da karbon dioksitin nerede daha çok üretildiğinin bir öneminin olmadığı açıkça görülebilir. Hatta fiziksel olarak bu aktiviteye katılmak dahi şart değil.

Kimi uluslar arası çevreci kuruluşlar tarafından yürütülen karbon ayak izi telafi projelerine katkı sunarak, kendi karbon ayak izi miktarınızı telafi edebilirsiniz. Bu noktada yapılması gereken şey ise kişisel karbon ayak izi miktarınızı hesaplayarak, bunu karşılayacak düzeyde ağaç dikilmesi için kredi karbon ayak izi telafi kredisi satın almak.

Aldığınız kredi sonucunda sizin katkınızla ağaçlar dikilir dikilmez adınıza bir sertifika düzenlenerek size ulaştırılır. Öyle ki, bu katkıyı yakınlarınız adına da yapabilir ve gelen sertifikayı onlara hediye edebilirsiniz.

SEYAHAT ETMEK VE KARBON AYAK İZİ


Hemen her insan aktivitesi gibi seyahat etmek de karbon ayak izi miktarını arttıran aktiviteler arasında yer alıyor. Temel olarak bir yerden başka bir yere hareket halinde olmak karbondioksit üretmenin temel nedeni olarak algılanabilir. Gerek yurt içinde, gerekse yurt dışına yapılan seyahatler, istemsiz olarak karbon ayak izi miktarının artmasına neden oluyor. Eğer sizde sık seyahat etmekten, yeni yerler görüp, yeni insanlarla tanışmaktan hoşlanan biriyseniz, sık seyahat etmeyen bireylere oranla sahip olduğunuz karbon ayak izi miktarınız oldukça yüksek demektir.

Tüm dünyada bacası sanayi olarak bilinen turizm sektörü aslında karbondioksit ve buna bağlı olarak sera gazlarının üretilmesinde en üst sıralarda gelen sektörlerden. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü’nün verilerine göre, turizm endüstrisinin dünya sera gazı miktarına olan doğrudan katkısı yüzde 5 civarında. Dolaylı olarak sunduğu katkılar sonucu ise bu oran yüzde 10’lara kadar çıkabiliyor. Tüm bu oranlarla atmosfer en çok zararı veren sektör sıralamasında turizm sektörü, 5. Sırada yer alıyor. Gelişen teknoloji ve artan bilme ihtiyacı sonucu hızla büyüyüp gelişen turizm endüstrisi, dünyanın en hızlı büyüyen sektörü olduğu için, sera gazı üretimindeki artışında paralel olarak büyüdüğünü söyleyebiliriz.

Seyahat esnasında içinde bulunulan aktiviteler ve bu zaman diliminde artan tüketim eğilimi karbon ayak izi miktarını arttırırken, yine bu zaman zarfında çeşitli araçlarla kat dilen yol miktarının artması da karbon ayak izini arttıran en önemli unsur. Seyahatin en önemli parçası olan uçak yolculuğu ise, karbon ayak izi miktarındaki artışın en önemli belirleyeni. Uçakla yapılan seyahatlerde normalden daha fazla karbon ayak izine neden olmanın birincil nedeni, yakıtlar. Uçaklarda kullanılan yakıtla ve birim zamanda atmosfere maksimum zararı veren ulaşım araçları arasında ilk sırada yer alıyor.

Birleşmiş Milletler bünyesinde hareket eden çoğu sivil toplum kuruluşunun araştırmalarına göre Türkiye’de kişi başı ortalama yıllık karbon ayak izi miktarı 4 tonun üzerinde. Eğer sık seyahat eden ve seyahatlerinde hava yolu ulaşımını kullanan biriyseniz, yıllık ortalamanın hayli üzerindesiniz demektir. Örneğin Türkiye’den Amerika’ya gerçekleştireceğiniz bir seyahat ile sadece gidiş – dönüş uçak yolculuğu sonucu sahip olacağınız karbon ayak izi miktarı yaklaşık 3,7 ton. Yani ortalama bir bireyin yıllık karbon ayak izi miktarına nerdeyse eşit.

Hava yolu ulaşımının neden olduğu bu ciddi sera gazı üretimi konusunda alınması gereken önlemler ise daha az zararlı yakıt tüketen yeni uçakların kullanıma sokulması ve daha aktif bir hava trafik sisteminin hazırlanması. Zira uçaklar, en çok yakıtı kalkış ve iniş esnasında tüketiyor. Aynı şeklide uçakların en çok kalkış ve iniş sırasında hava trafiği nedeniyle bekletildiği düşünüldüğünde, etkin bir hava trafik sisteminin ne denli elzem olduğu sonucuna kolayca varılabilir.

SEYAHATTE KARBON AYAK İZİ MİKTARIMI NASIL AZALTIRIM?

Günümüzde bir lüks olmaktan çıkıp temel bir insan ihtiyacı haline gelen seyahat etme durumu, insanoğlunun en keyifli aktiviteleri arasında yer almakla birlikte karbon ayak izi üretimi konusunda da oldukça önemli bir yerde duruyor. Temel olarak seyahatlerde uçakların ulaşım aracı olarak kullanılması karbon ayak izi miktarını önemli ölçüde artırıyor. Peki, seyahat esnasında ne gibi önlemler alarak karbon ayak izi miktarımızı minimum düzeye indirmiş oluruz?
  • Seyahat esnasında bir yerden başka bir yere giderken bireysel hareket etmek yerine toplu ulaşım araçlarını tercih etmek, araç kiralamak yerine bisiklet kiralamayı tercih etmek, ya da içinde bulunduğumuz şehri mümkün olduğunca yürüyerek gezmeyi tercih etmek, karbon ayak izi miktarını minimize etmek açısından oldukça önemlidir.
  • Oteller ve otel odaları hem kısa kullanımlı malzemelerin hem de çoğu enerji gerektiren araçların yoğun biçimde kullanıldığı yerlerdir. Odanızdan ayrılırken tüm ışıkları kapatmak, su kullanımını minimum düzeyde tutmak gibi önlemler daha duyarlı bir gezgin olmanızı sağlayacaktır.
  • Otel odanızda kullanmadığınız havlu vs gibi malzemelerin yerleri değiştirmeyerek kullanılmamış olduğunu belli edebilir ve onların gereksiz yere yıkanmasını önleyebilirsiniz.
  • Özellikle her şey dahil otellerde, tüketebileceğiniz kadar yemek almanız oldukça önemlidir. Aynı zamanda tüketilemeyen yemeklerin oteliniz tarafından tekrar nasıl değerlendirildiğine dair bilgi edinmek ve gerekiyorsa daha etkili kullanılabileceği yönünde bilinçlendirmek sizi gerçek bir doğa dostu yapacaktır.

ÇALIŞMA ORTAMINDA KARBON AYAK İZİ MİKTARINI NASIL AZALTIRIM?


Günümüzün büyük bir kısmını geçirdiğimiz çalışma ortamlarımız ve bu ortamda içinde bulunduğumuz aktiviteler, karbon ayak izi miktarımızı önemli ölçüde belirliyor. Yoğun iş temposu esnasında kimi zaman ışıkları açık bırakabiliyor, kimi zaman da saatlerce bilgisayarlarımızı kullanım dışı açık bırakabiliyoruz. Peki, çalışma ortamımızda ne gibi önlemler alarak karbon ayak izi miktarımızı minimum düzeye çekeriz?
  • Ofis içinde özellikle hareket halinde olunduğunda, bir odadan diğerine geçerken ışıkları kapamayı ihmal etmemek gerekiyor.
  • Ofis genelinde mümkünse tasarruflu aydınlatma ürünlerinin kullanılması hatta tuvalet ve mutfak gibi ortak kullanım alanlarında gereksiz kullanımı önlemek için sensorlu aydınlatmaların kullanılması oldukça önemli.
  • Çalışma ortamını havalandırmak veya serinletmek için klima yerine kapı ve pencereleri kullanmak oldukça önemli.
  • Yazıcı gibi yardımcı aletlerin kullanımında tasarruflu olmaya özen göstermek, karbon ayak izi miktarını önemli ölçüde etkiliyor. Özellikle kullanılan kâğıtların ağaçlardan yapıldığını unutmamak gerekiyor.